Endüstriyel Futbol, 2002 Dünya Kupası ve Fevernova

“Futbol Asla Sadece Futbol Değildir” Bu, Simon Kuper’in kitabının adı. Kuper, kitabına bu adı verirken futbolun spordan fazlasını ifade ettiğini, artık bir endüstri olduğunu vurgulamak istemiştir.

90’lı yıllarda mahalle maçları, çocuklar arasında oldukça yaygındı. Üç kornerin bir penaltı yaptığı, kale direklerinin taştan oluşturulduğu ve topun sahibi olan çocuğun son sözü söylediği yıllar.

Yavaş yavaş çocuk sesleri sokaklardan eksilmeye başladı. Mahalle maçı yapılan o sokaklar otopark olurken, kum sahalarda 5 yıldızlı oteller ve devasa apartmanlar yükselmeye başladı. Peki bu dönüşüm süreci ne zaman başladı? Bana göre; 2002 Dünya Kupası ile…

Hatırlıyorum, 2002 Dünya Kupası kura çekimini canlı izlemiştim. Brezilya, Çin ve Kosta Rika ile aynı gruba düşmüştük. İdeal bir kuraydı. Medyamız ise Şenol Güneş’i küçümsemek ve saç stili ile dalga geçmekle meşguldü. Dünya Kupası’na gitmenin bile büyük başarı olduğu o dönemde, “Türkiye’de hiçbir başarı cezasız kalmaz” ilkesi(!) ile hareket ediliyordu.

O gruptan çıkıyor, ev sahibi Japonya’yı eliyor, kupanın göz kamaştıran takımı Senegal’i altın gol ile saf dışı bırakıyor, dünya devi Brezilya’ya kafa tutuyor ve son olarak, Kore Savaşı ile dostluk ilişkileri kurduğumuz Güney Kore’yi üçüncülük maçında yenerek dünya üçüncüsü oluyoruz.

2002 Dünya Kupası’na tekrar döneceğim…

Futbolun sadece futbol olmaktan çıkıp bir endüstriye dönüşmesinde televizyonun en büyük etkiye sahip olduğu inkar edilemez. Televizyon ile birlikte futbol, küresel şirketler için devasa bir pazar payına sahip oldu. Televizyonun, endüstriyel futbolun emrine verdiği naklen yayınlar ve teknolojinin gelişmesi ile dijital olanaklar, yeni futbol ekonomisinin de doğumuna neden oldu. Bu sayede endüstriyel bir kimliğe kavuşan futbol, kendi kültür ve ekonomisinin yaratarak üç milyardan fazla insana ulaşmakta, özellikle reklamlar ile insanlara “tüketin” demektedir. Hem desteklediğiniz takımın maçını izleyerek stres atacak hem de tüketim toplumunun bir parçası olacaksınız. Ama asla merkezde bir özne konumunda değil, tüketen bir araç olacaksınız. Televizyon ile futbol piyasasında öyle bir pasta oluşturuldu ki, geçmişte pek bir önemi olmayan naklen yayın haklarını almak için kavgalar çıkmaya, araya devlet adamları sokulmaya başlandı.

Yağmur çamur demeden, temel ihtiyaçlarından keserek desteklediği takımın maçlarına giden taraftarlar, 30 milyar Euro’dan büyük bir endüstrinin küçük parçaları konumunda. Başta İngiltere olmak üzere Avrupa’da 1980’lerin başından, ülkemizde ise 1990’lı yılların sonlarından itibaren, kulüplerin yeni stadlar inşa ederek gelirlerini artırma isteğiyle başlayan ve sonrasında ortaya çıkan reklam, sponsorluk gelirleri ile bunların etkisiyle artış gösteren logolu ürün gelirleri ve özellikle özel televizyon kanalları arasında yaşanan yoğun rekabetin bir sonucu olarak önemli artışlar yaşanan yüksek yayın hakları gelirlerinin de katkısıyla baş döndürücü bir hızla futbol, büyük bir endüstri olarak yeniden yapılanmıştır. Sadece Avrupa’da 13 milyar Euro’dan büyük bir piyasan bahsedebiliriz.

Avrupa liglerinin gelirlerinin dağılımına bakıldığında, sponsorluk, yayın ve reklam gelirlerinin toplam gelirlerin %80’ine ulaştığı, geriye kalan %20’lik kısmın ise stad gelirleri olduğu görülmektedir. Avrupa genelinde gelirlerin dağılımında son 20 yıllık dönemde stad gelirlerinin, toplam gelirler içerisindeki %80’ler civarındaki ağırlığının, %20’ler seviyesine gerilemesi, futbolun geleneksel gelirlerinin yanında giderek artan bir oranda yeni gelir kaynakları yaratarak bir endüstri halini almasının açık bir kanıtıdır.

2002 Dünya Kupası’na tekrar döneceğimi söylemiştim. Bence 2002 Dünya Kupası endüstriyel futbol açısından bir dönüm noktası. Kulüplerin resmi ve logolu ürün satışlarından bahsettim. Bu durum uluslararası turnuvalar için de geçerli. 2002 Dünya Kupası’nın unutulmayanlarından biri, özellikle her çocuğun hayalini süsleyen turnuvanın resmi topu Fevernova’ydı. Adını artık herkesin bildiği bir Alman firması tarafından imal edilen Fenernova, klasik futbol topu tasarımlarından bir farklılaşmayı temsil etmiştir. Futbolun endüstri halini almasının en önemli sembollerinden biridir. Tüm dünyada 6 milyon satılmış ve uluslararası akaryakıt şirketleri tarafından belli bir miktarın üstünde yapılan harcamalar karşılığında promosyon olarak dağıtılmıştır.

İşte! Çocukların hayalinin süsleyen Fevernova’nın arkasında böyle devasa bir planlama vardır. Hafif olmasından dolayı futbolcular tarafından eleştiri konusu olması başka bir yazının konusu olsun.

Naklen yayın hakları, reklam gelirleri, resmi ürün satışları derken futbol bir sanayi halini aldı. İnsanların biletlere verdiği ücret ise artık pastanın küçük bir dilimi. Onların, stadyuma girmesi artık yeterli değil. Maçtan sonra kulüp mağazasına girip alışveriş yapmalı, kulüp kafesinde yiyip içmeli ve bir dijital plartforma üye olmalıdır.

Siz buna isterseniz aşk deyin, sizce bu aşk karşılıklı mı?