Sentetik DNA, Uzaylıların Nasıl Olabileceğini Gösteriyor

Gökbilimciler uzayı yabancı yaşamın belirtileri için aradıklarında, nispeten Dünya’ya benzeyen gezegenlere odaklanma eğilimindedirler. Ancak var olduğunu bildiğimiz yaşam türlerini ararken, Dünya başlamak için iyi bir yer olmakla birlikte, farklı gezegenlerdeki farklı koşulların yaşamı tamamen farklı şekillerde meydana getirebileceği de unutulmamalıdır. NASA tarafından finanse edilen bir çalışmada iki kat daha fazla “bileşen” ile yapılan, DNA’ya uygulanabilir bir alternatif olan yeni bir sentetik genetik sistem başarıyla oluşturuldu.

Dünya’daki tüm yaşam DNA moleküllerinden oluşur ve sırayla bunlar dört nükleotitten oluşur: adenin, timin, sitozin ve guanin (A, T C ve G). Bir organizma hakkında, bakterilerden mavi balinalara kadar tüm bilgiler, bu dört bazın tekrar eden çiftlerinin dizileri halinde kodlanır.

Fakat DNA’nın Dünya’daki her canlı için ortak olması, yaşamın ortaya çıkmasının tek yolu olduğu anlamına gelmez. Ne de olsa gezegenimizdeki her yaşam biçimini yeterince geriye götürürseniz ortak bir atayı paylaştığını görürsünüz. Diğer dünyalarda ise hayat tamamen farklı bir yapıyla başlamış olabilir.

Uygulamalı Moleküler Evrim Vakfı, Teksas Üniversitesi, Indiana Üniversitesi Tıp Fakültesi ve DNA Yazılımından araştırmacılar, ne tür alternatiflerin uygulanabilir olduğunu test etmek için yola çıktılar.

Ekip, DNA ile aynı işlevi gören ve bilgi depolamak ve iletmek için yeterince kararlı olan yeni bir moleküler sistem yaratmayı başardı. Bilinen dört nükleotidin yanı sıra, yeni sentetik DNA molekülü de dört yenisini içermektedir. Sistem şimdi Japonca “sekiz harf” anlamına gelen “hachimoji” DNA olarak adlandırıldı.

Dışarıdaki herhangi bir uzaylının bu tam sistemi kullanması pek mümkün olmasa da araştırmalar gerçek ve doğru DNA’mızın yaşam için mümkün olan tek yapı olmadığını gösteriyor.

Çalışmada araştırma yapan araştırmacı Steven Benner, “Bu, hachimoji DNA’sındaki şekil, boyut ve yapının rollerini dikkatle inceleyerek, dünya dışı yaşamda bilgi depolayabilecek molekül türleriyle ilgili anlayışımızı genişletiyor.” diyor.

Hachimoji, bilim insanlarının ilk kez sentetik DNA ile oynamış olmadıklarını gösteriyor. 2010 yılında, bir ekip bilgisayar tarafından tasarlanmış bir genomda çalışan ve kendi kendini çoğaltabilen sentetik bir bakteri hücresi yarattı. 2017’de diğer araştırmacılar, yarı sentetik bir organizma oluşturmak için E. coli genomuna iki yeni baz ekledi ve birkaç ay sonra tamamen bilinmeyen bir protein üretti.

Uzaylı yaşam arayışımıza potansiyel olarak yardımcı olmanın yanı sıra ekip, Hachimoji sisteminin bu tür sentetik biyoloji deneylerinin daha fazlası için bir üs olarak kullanılabileceğini söylüyor.

Araştırma Science dergisinde yayınlandı.

Kaynak: NASA